Kayseri Toplu Konut ve Emlak Fuarı açıldı


''Kayseri Toplu Konut, Konut ve Emlak 2010 Fuarı'' Dünya Ticaret Merkezi'nde açıldı.

Kayseri İnşaat Müteahhitleri Derneği Başkanı Bekir Adıyaman, açılışta yaptığı konuşmada, fuarın hem Kayseri'de hem de Türkiye'de sektörel bazda ilk olduğunu söyledi.

İlk olması nedeniyle fuarda çok fazla yoğunluk olmadığını dile getiren Adıyaman, buna rağmen fuarın yararlı olacağına inandığını vurguladı.

Adıyaman, inşaat sektörünün ekonominin lokomotifi olduğunu ifade ederek, ''İnşaat sektörü istihdamda üçüncü sırada yer alıyor. Hem kalifiye elemanlara hem de kalifiye olmayanlara istihdam olanağı sağlıyor. Ayrıca, milli gelire sağladığı katkı bakımından da beşinci sıradadır. Bu açıdan ekonomiye büyük katkılar sağlıyor'' dedi.

88 firmanın yer aldığı fuar, 25 Temmuz'a kadar gezilebilecek. Fuarda, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teşkilatlandırma Genel Müdürlüğü, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Müsteşarlığı, Kayseri Doğalgaz Dağıtım A.Ş ve Kayseri Emniyet Müdürlüğü tarafından çeşitli konularda seminerler de düzenlenecek.

(AA)

Haberi Yaylaşın:

[del.icio.us] [Digg] [Facebook] [Google] [MySpace]

Bir daire alana, bir daire bedava


Isparta’da bir emlakçı ‘Bir daire alana bir daire bedava’ kampanyası başlattı.

Isparta’da satışları artırmak için böyle bir kampanya düzenlediğini belirten emlak müşaviri Mustafa Kahveci, rekabet koşullarında satış fırsatları yaratmak zorunda olduklarını söyledi. Zafer Mahallesi’nde 4 katlı 8 daireden oluşan binanın birinci katını alana çatı katı, zemin katı alana da bodrum katının bedava verileceğini belirten Kahveci, “Dairlerimiz 155 metrekare olup ısı yalıtımlı, kartonpiyer saten alçılı, vestiyer, duşakabin, elektrikli şofben 4’lü vitrifiye, granit mutfak tezgah özelliklerini içinde bulunduruyor. 3+1 tipi lüks dairelerdir” şeklinde konuştu.

Bedava verilecek olan çatı ve bodrum kattaki dairelerin de aynı özelliklere sahip olduğunu belirten Kahveci, “Satılık bu dairelerden birini alana metrekare birim fiyatı 500 TL’ye gelmiş oluyor. İnşaat bitmiş durumda. Taliplisine anahtar teslim yapılacak” diye konuştu.

(İHA)

Haberi Yaylaşın:

[del.icio.us] [Digg] [Facebook] [Google] [MySpace]

Yeni köprü, emlak fiyatlarını nasıl etkileyecek?


3. köprü güzergahları açıklandı, şimdi gözler bu yeni bölgelerdeki arsa ve ev fiyatlarına çevrildi...

İstanbul Boğazı'na yapılacak üçüncü köprünün yeri belli oldu, pek çok tartışmayı da beraberinde getirdi.

Köprü ile ilgili bağlantı yolları kesinleştikten sonra, özellikle arsa fiyatlarında artış yaşanacağı öngörülen bölgede arsa ve emlak fiyatları nasıl seyrediyor?

Garipçe-Poyrazköy arasına konumlandırılacak olan 3. köprü projesi ile yeşil alanların tahrip edilerek, söz konusu bölgelerin doğal görünümünü bozacağı konuşuluyor.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, güzergah seçiminin orman değeri düşük alanları göz önünde bulundurularak yapıldığını açıklamıştı.

Yeşil alanların olumsuz etkilenmemesine dikkat edildiğini, orman arazisinin bir çok kısmının artık orman vasfını yitirmiş araziler olduğunu söyleyen Yıldırım, ağaçlar boş olan kömür ocaklarına nakledileceğini belirtti.

Kuzey Marmara Otoyolu, İstanbul'un batı sınırında, Kınalı mevkisinde TEM Otoyolu Kavşağı'ndan başlıyor, kömür ocakları mevkisini kat ediyor, İstanbul Boğazı'nı ise 1275 metre ana açıklığı olan bir asma köprü ile geçiyor.

Garipçe-Poyrazköy hattında özel arazi oranı yüzde 16, orman arazisi yüzde 48, 2B'li alan yüzde 11, Hazine arazisi yüzde 16, askeri bölge yüzde 11 düzeyinde bulunuyor.

Güzergahının yüzde 70'i kamu arazileri içinden geçecek. Bu bölgede kamulaştırılacak bina sayısı ise 222.

6 milyar dolara mal olacak, yapımı bittiğinde dünyanın en büyük 11. asma köprüsü olacak 3. köprü için uzmanlar ne diyor? Bölgenin şu anki emlak fiyatları nasıl? Proje ile nasıl bir artış bekleniyor...

BÖLGENİN EMLAK FİYATLARI NASIL?
RE/MAX Gayrimenkul Danışmanı Tülin Özüçler, bölgenin emlak fiyatları hakkında bilgi verdi.

Örneğin; Zekeriyaköy ve Demirciköy civarında arsa metrekare fiyatı 200 ile 400 dolar arasında değişiyor. Villaların fiyatları 400 bin dolardan başlıyor ve 1 milyon dolara kadar alıcı buluyor.

Çatı ve dubleks katları ise 200 bin ile 400 bin dolar arasında... Bölgede kiralar ise 2 bin 500 TL'den 5 bin TL'ye kadar çıkıyor.

Rumeli Fener yolu ve Siteler Bölgesi incelendiğinde; ara kat, bahçe ve çatı dubleks dairelerin satış fiyatı 250 bin - 500 bin TL. Kiralar, bin ile 2 bin TL arasında değişiyor.

Rumeli Feneri'ndeki arsaların metrekare fiyatları ise - imarlı ve imarsız oluşu göz önünde bulundurularak - 100 TL'den başlıyor, 250 TL'ye kadar artış gösteriyor.

3. köprü ile ilgili bağlantı yolları kesinleştikten sonra, özellikle arsa fiyatlarında bir artış bekleniyor. Ancak bu artış, sanıldığı gibi çok üst seviyelerde olmayacak. Çünkü bölge zaten özellikleri nedeniyle belli bir rayicin üzerinde seyrediyor.

Bölge, gelişmeye oldukça müsait. Köprü kararı açıklanmadan önce de Zekeriyaköy ve Rumeli Fener yolu üzerinde bir çok yeni proje başlamıştı. Örnek vermek gerekirse; Eczacıbaşı'nın büyük projesi uzun süredir beklemede...

Çayırbaşı Tüneli'nin yapılması da bölgenin daha da değerlenmesi açısından oldukça önemli.

Öte yandan, söz konusu köprünün, buradaki süregelen yaşam şeklini nasıl etkileyeceği ise soru işareti... Çünkü bölgenin tercih edilmesinin en önemli sebebi, sakin, sessiz ve doğayla içiçe bir yaşam olanağı sunması, ayrıca yapılaşmadaki düzen...

Yeni köprünün bölgeye neler getireceği, nasıl bir değişime gidileceği ise merak konusu...

GARİPÇE VE POYRAZKÖY NEREDE YER ALIYOR?
İkisi de küçük bir balıkçı köyü... İkisi de birer doğa harikası...

Sessiz, sakin, şehrin gürültüsünden uzaklaşıp, kafa dinlemek isteyenler için ideal. Mavi - yeşil bir cennet sunan bu iki köy, hafta sonu kaçamaklarının ve balıkçıların adresi...

Garipçe; İstanbul Boğazı'nın Karadeniz girişinde yer alan, Rumeli Kavağı ile Rumeli Feneri arasında yer alan; Sarıyer ilçesinin ise 9 köyünden biri... İlçeye 10 kilometre uzaklıkta bulunuyor.

Beykoz ilçesinde bulunan Poyrazköy ise Karadeniz'e en yakın yerleşim yerlerinden biri.

"KÖPRÜ PROJESİNDEN ÖNCE İSTANBUL'UN NÜFUSU TARTIŞILMALI"
Mimar ve Mühendisler Grubu (MMG) Akademik Kurulu Başkanı Yard. Doç. Dr. Ömer Faruk Kültür de, 3. köprünün yapılıp yapılmaması sorusundan önce bölge ve ülke planında, devlet politikası nedir, ne olmalıdır, onun araştırılması gerektiğini söyledi.

"İstanbul'un ve diğer illerin nüfusu ne olmalıdır? Bu konular açıklığa kavuşturulmalı." diyen Kültür, şehrin nüfusunun 2 katına çıkarılma isteğinin olduğunu ve bunun da son derece olası sonuçlar düşünüldüğünde, son derece yanlış olacağını belirtti.

Kültür, konuya ilişkin şöyle bir değerlendirmede bulundu:

15 MİLYONDAN 30 MİLYONA
"Son zamanlarda bazı devlet ve yerel yönetim kurumlarının yaptığı gibi İstanbul'a yeni nüfus çekecek işlemler yapılarak 15 milyon olan nüfus 30 milyona çıkarılmak istendiği anlaşılıyor. Bu durumda değil 3. köprünün, 6. köprünün yerini şimdiden araştırıp bulmak gerekiyor.

Peki bu doğru mu? Kanaatimce yanlış...

Çünkü İstanbul; tarihi, coğrafi, topografik, ekonomik ve stratejik açıdan bakıldığında ancak 7.5 milyonun yaşadığı bir şehir olmalı.

Tarihi açıdan değerlendirildiğinde;
İstanbul asırlardır üç büyük medeniyete beşiklik etmiş eşsiz bir tarihi şehir. Bugün nüfus baskısından dolayı bu tarihi öneme haiz yapılar tehdit altında bulunuyor. Bütün insanlığın ortak mirası İstanbul'da barınıyor. Kontrolsüz nüfus artışı yüzünden bunların yok olmasına sebep olmak büyük suç... Bugün sur içi diye tarif edilen bölge, tarihi sit alan olarak ele alınıp, bir plan dahilinde tarihi yaşamak isteyenlere hizmet eden bir bölge olmalı. Bunun dışındaki faaliyetler başka bölgelere kaydırılmalı.

Ekonomik açıdan ele alındığında;
Şehirlerde nüfus arttıkça hayat pahalılaşıyor ve nüfus artıyor. Aynı malı, daha avantajlı şehirde daha az maliyetle üretmek mümkün olabilir. Bu durumda firmaların rekabet şansı kalmıyor. İnsanlar mutsuz oluyor, iş sahaları giderek kapanıyor. Su getirme, trafik sorunlarını çözme maliyetleri artırıyor. Bugün Anadolu'daki bir çok şehir, nüfus azlığından ötürü iflas etmiş durumda. Devletin yaptığı yatırımların çok çok altında vergi geliri toplanıyor. Bu da o şehirdeki, hem yoksulu hem de zengini etkiliyor. Yoksul iş bulabilmek için; zengin de daha çok kazanmak için göç etmek zorunda kalıyor.

Çevre açısından bakıldığında;
Doğal alanlar yok oluyor ve temiz hava kalitesi giderek bozuluyor. Yeni yollar yapmak için yeşil alanlar, asfalt ve betona dönüştürülüyor. Şehre su getirmek için uzun mesafelerden kanallar açıp, barajlar terfi istasyonları inşa etmek gerekiyor. Eksoz ve toz, insan sağlığını tehdit ediyor.

Topografik açıdan incelendiğinde;
İstanbul'un topografik yapısı çok engebeli olduğu için kış şartları ağır geçiyor. Düz ve iklimin sert olmadığı yerlere göre dezavantajlı... Yerleşim yerlerinin yoğun olması, problemleri çözmüyor. İnsanlar işlerine gidemiyor, bu nedenle bir çok şey aksıyor.

Stratejik açıdan ise;
Ülke nüfusunun dörtte birinin bir tek şehirde barınması bütün yumurtaların tek kefeye konmasıyla eşdeğer. Herhangi bir doğal afette veya savaşta ülkenin onarılamaz yaralar almasına sebep olur."

Haberi Yaylaşın:

[del.icio.us] [Digg] [Facebook] [Google] [MySpace]

Güneşlenme terası için falezleri kırdılar


Antalya kent merkezinde inşaatı tamamlanma aşamasına gelen otelin, müşterilerinin denize girmelerini ve güneşlenmelerini sağlamak amacıyla merdiven ve güneşlenme terası yapımı için falezlerde iş makineleriyle çalışma yapması üzerine belediye işlem başlattı.

Antalya Atatürk Stadı yakınlarındaki eski ANTBİRLİK Genel Müdürlüğünün arazisinde yapımı bitmek üzere olan bir otelin yönetimi, otel binasının önündeki falez kayalıklarını kırmak için bölgeye beton kırma makineleri getirdi. Makinelerle kırılan falez kayalıklarının üzerine çelik ve beton kullanılarak denize ulaşmak üzere merdiven ve güneşlenme terası oluşturuluyor.

''ANTALYA'YI HANÇERLEMEK''
Muratpaşa Belediye Başkanı Süleyman Evcilmen, zabıta birimine talimat vererek, yasal işlem yapılmasını istedi.

Evcilmen, otelin inşaat izninin alınmasının, planlamalarının yapılmasının 1996 yılında gerçekleştirildiğini, yapımına ise geçen yıl başlandığını belirtti.

Evcilmen, şunları söyledi:

''İlk aşamada 1996 yılında alınan izinle verilen haklarını kullanan otel, ne yazık ki kendisine planla verilen hakların dışına çıkarak belediyemizi de kentimizi de zor durumda bıraktı. Ben bugün için bu ruhsatı veriyor olsam, bugün için bu planlamayı yapıyor olsam kesinlikle böyle bir anlaşmaya zemin yaratmazdım. Çünkü Antalya'nın en gözde noktası olan o bölgede böylesine yüksek emsalli bir inşaat izni vermek Antalya'yı hançerlemektir. Geçen yıl en azından kat kesimine dönük bir mücadele verdik, ancak başarılı olamadık. Komisyonların aldıkları kararlara karşı gelemezdik. Ne yazık ki, komisyonların kararları bir şekilde geçerliydi. Verdiğimiz mücadeleler hep sonuçsuz kaldı. Ama şunu yaptık. İmar kirliliğine neden olan, haklarının dışında uygulamalar yapan bu oteli 9 kez mühürledik, 6 kez de Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduk. Yıkım kararları aldık, bir kez de teftiş kuruluna bu durumu taşıdık. İki kez de Belediye Meclisinde bunların taleplerini reddettik. Böylesi bir olumsuz süreci yaşamaktayız.''

İHBAR KABUL EDİLDİ
Önümüzdeki günlerde çok daha farklı gelişmelerin yaşanacağını kaydeden Evcilmen, falezler üzerinde yapılan yapıların yıkımına başlanacağını ve bölgenin temizleneceğini bildirdi.

''En azından bunu yapabilecek imkanlarımız var. Bugün falezler üzerinde yapıldığını duyduğum işlemi ihbar olarak algılıyorum, ilgili birimlere gerekli talimatı verdim. Bugün gerekli operasyonu yapacağız. Bu tür operasyonların sayısı herhalde 10'u geçti. Gece yarısı operasyonları da yapmaya başladık. Yoğun bir şekilde otelin inşaatına dönük operasyonlar yaparak, en azından onların iş makinelerini alarak bu işe engel olmaya çalışıyoruz. Ama belediyenin alıkoyma, gözaltı gibi yetkileri ya da zabıta ekiplerimizin doğrudan farklı bir müdahale yetkisi yok. Yapabileceğimiz tek şey, kaçak, imara aykırı veya plan hakkı dışındaki uygulamaların yıkımını sağlamak. Bunun için de tabii ki bir süreç yaşanması gerekiyor.''

FALEZLERİN TAHRİP EDİLMESİNİN SONUÇLARI
Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Tunçer de falezlerin Antalya için önemini anlattı.

Buzulların erimesiyle ve bugünkü tüm şehrin altını kaplayan akarsuların, denize dökülmesi sırasında bıraktıkları kireç çökeltilerinin, dalgaların kıyıya bıraktığı kum taşlarıyla birleşmesinden oluşan falezlerin, sert rüzgar ve yağmurların etkisiyle süngerimsi bir doku halini aldığını anlatan Prof. Dr. Tunçer, zamanla 40 metreden fazla yüksekliğe ulaşan falezlerin Antalya'nın en önemli ekolojik değerlerinden olduğunu vurguladı.

Falezlerin büyük kısmının doğal sit alanı olduğunu, ancak adı geçen otelin yapıldığı alanın doğal sit kapsamında kalıp kalmadığını tam olarak bilemediğini kaydeden Tunçer, falezler üzerinde Bölge Koruma Kurulundan izin alınmadan yapılaşma olamayacağını, bu tür tesislerin Kıyı Kanunu'na da aykırı olduğunu belirtti.

''Falezler Antalya için çok önemli bir doğal varlıktır, korunmaları gerekir. Kepez'in üzerindeki falezler de öyle. Falezler tahrip edildiği zaman üzerindeki yapılara da zarar verir. Çünkü falezler gözeneklidir, karstik yapı olduğu için bir yerden kırmaya başladığınız zaman, üzerindeki yapılara zincirleme olarak zarar verebilir. Antalya 2. derecede deprem bölgesidir, falezlerin kırılması büyük sorun yaratabilir.''

STK TEMSİLCİLERİNİN GÖRÜŞLERİ
Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) Antalya Şubesi Başkanı Hediye Gündüz de falezleriyle öne çıkan dünyadaki en önemli iki şehirden birinin Antalya olduğuna işaret etti. Falezlerin ''Antalya'yı Antalya yapan birinci özelliklerden biri'' olduğunun altını çizen Gündüz, şunları kaydetti:

''Yıllardır, yöneticilerin gözleri önünde falezlerde çok ciddi tahribatlar yapılıyor. Çevre kuruluşları olarak 'yapmayın, etmeyin' demenin dışında yasal işlem yapma imkanımız yok. Ama yasal olarak yaptırım imkanı olan kuruluşlar bu tahribatı görmezden geliyorlar. Bu durumdan çok rahatsızım. Yaptırım gücü bulunan yetkililerin derhal harekete geçip dünya mirasının koruması için sorumluluklarını yerine getirmeleri gerekiyor.''

Muratpaşa Dostları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Avukat İsmail Duygulu da falez bandının yıllardır tahrip edildiğini, turizm adına tahribatın artarak sürdüğünü savundu. Duygulu, adı geçen otelin tahribatının önüne geçilmesi için ilgilileri göreve çağırdı.

''ÖN İZNİMİZ VAR''
Otel Yatırımcısı Karakaş İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Karakaş ise muhabirine yaptığı açıklamada, iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi. Binanın yapıldığı arazinin sahibi olan ANTBİRLİK Genel Müdürlüğünün 1970 yılında, denize yakın kaya üzerine zaten bir beton platform yaptığını, bu nedenle ''müktesep hak'' oluştuğunu kaydeden Karakaş, şunları söyledi:

''Orada zaten 40 yıldan beri bir beton platform var. Biz bu platformu yeniden düzenlemek istedik. Çünkü platforma inen merdiven basamaklarının biri 30, diğeri 10 santimetre yüksekliğinde. Turisti bu dengesiz merdivenden indiremezsiniz. Bizim yaptığımız, peyzajla birlikte bu basamakları aynı kota getirmekten ibaret. Burada bizim müktesep hakkımız var. Bunun için Kültür ve Tabiat Varlıkları Bölge Koruma Kuruluna izin için başvurduk, ancak Kurul, 3621 Sayılı Kanun gereği, ilgili evrakın kendilerine Bayındırlık ve İskan Bakanlığından doğrudan gelmesi gerektiğini bildirdi. Bakanlığa da zaten bir yıl önce başvurmuştuk. Bu konuda Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Emlak Genel Müdürlüğü, Antalya Valiliğine de resmi başvurumuz var. Zaten yıllık 3 bin TL civarında bir ecri misil bedeli de ödemeye başladık. Ama bürokratik işlemler biraz yavaş ilerliyor. Evrak, Bayındırlık ve İskan Bakanlığından Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kuruluna geldiğinde iznimiz çıkacak. Zaten bir ön iznimiz var.''

Karakaş, orada iş makineleriyle çalışılıp çalışılmadığı sorusu üzerine de ''Orada eski, berbat durumda bir kaya ve üzerinde bir beton platform var. Biz o platformu değerlendirmek istedik. Ama maalesef Türkiye'de yatırımcıların önü çeşitli nedenlerle kesilmek isteniyor. Bu yüzden sık sık şikayet ediliyoruz'' yanıtını verdi.

Haberi Yaylaşın:

[del.icio.us] [Digg] [Facebook] [Google] [MySpace]

Avaza'da Türk şirketlerinin gurur günü


Türk şirketlerinin tamamladıkları havaalanı dahil 800 milyon dolarlık projeler, Devlet Başkanı Berdimuhamedov tarafından hizmete açıldı.

Türkmenistan'ın yeni turizm cenneti Avaza'da ilk olarak Polimeks şirketinin 125 milyon avroya inşa ettiği Uluslararası Türkmenbaş Havalimanında açılış töreni düzenlendi.

Avrupa, Asya ve Kafkasların deniz kara, ve havayollarının kavşağında bulunmasından dolayı Türkmenistan'ın büyük avantaj sahibi olduğunu belirten Türkmen lider Berdimuhamedov, bu havaalanını transit geçişlere elverişli hale getirmek istediklerini ifade etti.

Berdimuhamedov, güneşi ve temiz havası ile ekolojik açıdan turizme elverişli olan Avaza Turizm bölgesinin gelecekte dünyanın sayılı turizm merkezlerinden birisi olacağını kaydetti.

Teknolojik olarak Alman ve İtalyan elektronik tesisatlar ile donatılan havaalanı 125 milyon Euro'ya inşa edildi. Saatte 800 kişiye hizmet verebilecek alanda, idari bina dahil 3500 metre uzunluğunda ve 60 metre genişliğinde iniş ve kalkış pisti bulunuyor.

Havaalanından Avaza Serbest Turizm Bölgesinde inşa edilmesi beklenen 75 bin nüfuslu yeni kentin projesini inceleyen Berdimuhamedov, projeye inşaat şirketleri tarafından teklif beklediklerini kaydetti.

Polimeks İnşaat Yönetim Kurulu Erol Tabanca ve Balkan eyaleti valisi Orazmurat Niyazliyev ile projeleri inceleyen Berdimuhamedov'a yaklaşık 9 milyar dolara malolacak kentin 7 yılda tamamlanması hedeflendiği açıklandı.

Daha sonra Berdimuhamedov ve beraberindeki heyet Türk şirketlerinden Lotus Enerji tarafından inşa edilen doğal gaz tribünlü elektrik santralinin açılışına katıldı.

Toplam 189 milyon Euro'ya malolan 254 m/watt üretim kapasiteli tesisin Türkmenbaşı kenti ve Avaza Serbest Turizm bölgesinin elektrik enerjisi ihtiyacını karşılayacağı kaydedildi.

Ardından Polimeks İnşaat tarafından 66 milyon dolara kurulan su arıtma tesisinin açılışını gerçekleştiren Berdimuhamedov, tesisi gezerek arıtılan deniz suyunu denedi. Tesisin günlük 35 bin metre küp deniz suyunu arıtacağı belirtildi.

Açılışların ardından Avaza serbest Turizm Bölgesinde yeşillendirme kampanyası çerçevesinde fidanlar dikildi, Polimeks İnşaat tarafından yapılan 7 km uzunluğundaki suni Avaza kanalının açılışı gerçekleştirildi.

180 milyon Euro'ya inşa edilen kanalın kenarında sosyal tesisler, restoranlar ve eğlence yerleri bulunuyor.


AVAZA SERBEST TURİZM BÖLGESİ
Yaklaşık 24,6 trilyon doğal gaz ve 20 milyar ton petrol rezerviyle enerji gündeminden düşmeyen Türkmenistan, enerji yatırımlarının yanı sıra turizm sektöründe de söz sahibi olmak istiyor.

Hazar denizi kıyısındaki Avaza bölgesini 2007 yılında serbest turizm bölgesi ilan eden Türkmenistan, Avaza'yı turizm merkezi yapmak istiyor.

Avaza projesini başlatan Devlet Başkanı Gurbangulı Berdimuhamedov, bu projeden sorumlu özel bir koordinatör atarken, en az ayda bir bölgedeki inşaat çalışmalarını da yerinde inceliyor ve Aşkabat'ta ağırladığı konuk devlet başkanları, başbakanları Avaza`yı görmeye ve yatırım yapmaya davet ediyor.



750 hektarlık alanda gerçekleştirilen Avaza Projesi kapsamında modern otellerin yanı sıra sağlık merkezleri, spor tesisleri, villalar, pansiyonlar, iş merkezleri, çocuk dinlenme kampları ve kültürel merkezler kurulacak.

Türkmenistan hükümeti şu ana kadar 1 milyar doların üzerinde yatırım yapılan projenin ilk etabının 2011 yılında tamamlanacağını ve yatırımların 4 milyar doları aşacağını açıkladı.

2020'de tamamlanması hedeflenen 3 aşamalı projenin toplam maliyetinin 7 milyar doları bulması bekleniyor.

TÜRK ŞİRKETLERİNİN YATIRIMLARI
Şu ana kadar yapılan inşaatların yüzde 90'ı Türk inşaat şirketleri tarafından hayata geçirilirken, bölgede Polimeks, Sehil İnşaat,İçkale ve Lotus Enerji gibi şirketler inşaat işlerini üstlendi.

Hazar denizinin en temiz sahili olarak bilinen Avaza'da 16 kilometre uzunluğunda kumsal bulunuyor. Avaza'da Haziran ayından başlayarak Eylül sonuna kadar denize girilebiliyor.

Deniz suyunda oldukça düşük olan tuz oranı ise binde 0.8 olduğu belirtiliyor.

Avaza'ya ulaşım kolaylıkla sağlanıyor. Dünyada en ucuz uçak yolculuğu yapılabilen ülke olarak bilinen Türkmenistan'da başkent Aşkabat'tan Avaza'ya 20 dolara uçak yolculuğu yapılıyor. Tren yolculuğu ise 4 dolar.

ÇALIK ENERJİ ELEKTRİK SANTRALİNİ HİZMETE AÇIYOR
Öte yandan, Balkanabat eyaletinde kurduğu doğal gaz tribünlü elektrik santralini tamamlayan Çalık Holdinge bağlı Çalık Enerji, bugün santrali hizmete açıyor.

Yaklaşık 138 milyon Euro'ya inşa edilen santral 254.2 megavat elektrik üretim kapasitesine sahip.

Açılışa Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık ile Devlet Başkan Yardımcısı Deryageldi Orazov katılacak.

Haberi Yaylaşın:

[del.icio.us] [Digg] [Facebook] [Google] [MySpace]